İngilizce Konuşma Özgüveni Nasıl Kazanılır?
- Eğitim Yazarı
- 30 Ara 2025
- 3 dakikada okunur
“Anlıyorum ama İngilizce konuşamıyorum” diyenlerin çoğu aynı yerde takılıyor
Bir an geliyor… Kalbin hızlanıyor. Cevabı biliyorsun ama kelime ağzından çıkmıyor.
Karşındaki sana basit bir soru soruyor aslında. Zihninde cevap hazır. Hatta düzgün bile. Ama sıra konuşmaya geldiğinde o cümle, sanki boğazında düğümleniyor.
Şunu en başta dürüstçe söyleyeyim: Bu his sana özel değil.
On yılı aşkın süredir İngilizce eğitimiyle, içerikle ve insanlarla birebir çalışıyorum. Ve neredeyse herkesin hikâyesi burada başlıyor. Hatta itiraf edeyim… Ben de yıllar önce toplantılarda konuşmam gereken anlarda gereksiz yere susan taraftaydım. “Yanlış söylersem ne olur?” düşüncesi yüzünden.
O yüzden bu yazıyı yukarıdan bakan biri gibi değil, aynı yoldan geçmiş biri olarak yazıyorum.
Asıl Sorun İngilizcen Değil
Çoğu kişi “kelime eksiğim var” ya da “gramerim kötü” zannediyor. Ama deneyimim şunu gösterdi:
Sorun genelde bilgi değil, baskı.
Beynindeki o ses var ya… “Yanlış söylersen rezil olursun” diyen.
İşte o ses, İngilizceyi değil seni kilitliyor.
Bir çocuğu düşün. Konuşmayı öğrenirken hatasız mı konuşuyor? Hayır. Ama kimse onu durdurmuyor. Biz yetişkinler ise kendimize hata yapma izni vermiyoruz.
Özgüven tam olarak burada kırılıyor.

Kendi kendine İngilizce konuşmak tuhaf değil
Bunu ilk duyduğunda “biraz garip” geliyor, farkındayım. Ama en güvenli pratik alanı yalnız olduğun anlar.
Ben hâlâ şunu yapıyorum: Yeni bir konuya çalışıyorsam, evde kendi kendime anlatıyorum.
Yemek yaparken: “Now I’m chopping the onions… I probably added too much salt.”
Kimse dinlemiyor. Kimse düzeltmiyor. Ama beynin konuşma moduna giriyor.
Bu, çeviri yapma refleksini yavaş yavaş kırıyor. Zamanla fark ediyorsun ki düşünceler daha az Türkçe, daha çok İngilizce akıyor.
Shadowing tekniği
Aksan konusu… Bu, en çok özgüveni baltalayan şeylerden biri.
Shadowing’i anlatırken herkes “aynı anda tekrar et” diyor ama şunu eklemiyorlar: 👉 Başta kötü olacak.
Bu normal.
Bir diziden 20–30 saniyelik bir sahne aç. Karakter konuşurken sen de arkasından mırıldan. Kaçır, takıl, devam et.
Ben Friends’te bunu yaparken bazı sahnelerde sadece ses çıkarıyordum. Kelime bile değil. Ama işe yarıyor. Çünkü ağız kasların alışıyor.
Kendi İngilizce konuşmanı dinlemek
Telefonuna kısa bir ses kaydı al. Günün nasıl geçtiğini anlat. 1–2 dakika yeter.
Sonra dinle.
İlk tepkini tahmin ediyorum: “Ben böyle mi konuşuyorum?”
Ama işte tam burada gelişim başlıyor. Çünkü hatayı fark eden artık sensin, başkası değil.
Bir süre sonra şunu diyorsun: “Burada aslında fena değildi.”
Bu cümle özgüvenin temelidir.

Yapay zekayı prova alanı gibi kullan
Gerçek insanlarla konuşmak göz korkutuyorsa, önce prova yap.
AI asistanları bu iş için birebir. Yanlış söylersen kimse kaş kaldırmıyor. Sabır var. Tekrar var.
Bu rahatlık hissi zamanla gerçek konuşmalara da taşınıyor. Bunu defalarca gözlemledim.
“Önce Türkçe düşünüyorum” tuzağı
Bu çok kritik.
Türkçe → İngilizce → konuşma Bu zincir seni yavaşlatıyor.
Masaya baktığında “masa” demeden direkt “table” demeye çalış. Kulağa basit geliyor ama etkisi büyük.
Görsel + İngilizce kelime eşleşmesi, konuşmayı hızlandırıyor.
Sesli okumak sandığından daha etkili
İngilizce konuşma sadece zihinsel değil, fiziksel bir beceri.
Her gün 10 dakika. Abartılı oku. Ağız kaslarını zorla.
Yazarken de şunu fark ettim: Sesli okunan kelimeler, konuşurken daha kolay geliyor.
Baskının düşük olduğu yerlerde dene
İlk denemeni iş görüşmesinde yapma.
Online oyunlar, Discord kanalları, yabancı biriyle kısa bir sohbet… Hata yapmanın “bedeli” düşük olan yerler.
Birine “Where are you from?” demek bir başarıdır. Küçük ama gerçek.

Özgüven sihir değil, alışkanlık
İngilizce konuşma özgüveni bir anda gelmiyor. Ama her küçük denemeyle biraz daha büyüyor.
Mükemmel olman gerekmiyor. Anlaşılman yeterli.
Ve şunu içtenlikle söylüyorum: En iyi İngilizce konuşanlar, en çok bilenler değil — en çok denemiş olanlar.
Bugün üç cümle söyle. Yarın beş. Bir ay sonra geriye dönüp baktığında, o eski tıkanıklığı hatırlayıp gülümseyeceksin.
İngilizce Konuşmak Hakkında Sık Sorulan Sorular
Hata yapmaktan korkuyorum, gramer bilmeden konuşabilir miyim?
Kesinlikle. Dil bir iletişim aracıdır, matematik değil. Temel zamanları biliyorsan yola çık; kurallardan çok anlaşılmaya odaklan.
Özgüven kazanmak ne kadar sürer?
Hergün 15 dakika pratikle, 4-6 hafta içinde o ilk tıkanıklığın geçtiğini, 3 ayda ise cümlelerin akmaya başladığını fark edersin.
Aksanım sorun olur mu?
Hayır. Aksan bir kimliktir, engel değil. Önemli olan kelimeleri doğru telaffuz etmektir; aksanın senin zenginliğindir.
Konuşurken kelime unutursam ne yapmalıyım?
Panik yapma, kelimeyi tarif et. "Buzdolabı" diyemiyorsan "mutfaktaki soğuk kutu" de. Bu, akıcılığı korumanın en profesyonel yoludur.
Türkçe düşünmeyi nasıl bırakırım?
Eşyaları Türkçeye çevirmeden direkt İngilizce isimleriyle eşleştir. Masaya bakınca "masa" demeden direkt "table" görselini gör; beynin bu kısa yola zamanla alışacaktır.



Yorumlar